Ortadoğu’nun Kırılgan Dengesi: Halklar Ölürken Sessiz Olan Kim?

Ortadoğu’nun Kırılgan Dengesi

Ortadoğu’nun Kırılgan Dengesi

Merhaba sevgili okurlarım,

Orta Doğu’da yine bildik bir hikâye sahnede: İran ile İsrail arasındaki gerilim giderek tırmanıyor. Füze atışları, karşılıklı tehditler, diplomatik açıklamalar… Ama tüm bu karmaşanın ortasında kimsenin konuşmadığı bir gerçek var: Bu savaş oyunlarının bedelini hep halk ödüyor.
“Savaşmak için değil, yaşatmak için cesur olmanın vakti geldi.”

İran’da da İsrail’de de siviller her gün daha fazla korkuyla yaşıyor. Ama ne liderler duruyor, ne de uluslararası toplum gerçekten bir çözüm arıyor. Herkes kendi çıkarının peşinde. Sanki savaş çıkarsa ölecek olan biz değilmişiz gibi davranıyorlar.

Bu kadar çok savaşın konuşulduğu bir coğrafyada barıştan söz etmek kolay değil. Ama zor olanı söylemek gerek. Çünkü barış, bizim hayalimiz değil, hakkımız.

Her füze, bir çocuğun hayatını karartıyor. Her tehdit, bir annenin uykusunu kaçırıyor.
Siyasi hesaplar için halklar ölüyor, çocuklar korkuyor. Bunu artık normalleştirmemeliyiz.

Barışı savunmak bazen “zayıflık” gibi algılanıyor. Oysa asıl cesaret, tam da bu noktada başlıyor. İranlı ve İsrailli halklar düşman olmak zorunda değil. Ama liderler sürekli bir tehdit havası yaratıp toplumları kutuplaştırıyor. Çünkü dış düşman varsa, içerideki sorunlar görünmez oluyor.

İran’daki baskı rejimi, İsrail’deki güvenlik bahanesi… Hepsi birbirini besliyor. Ama iki tarafta da halkın ne istediğini, nasıl yaşamak istediğini düşünen kimse yok.

İran yıllardır İsrail’i düşman olarak gösteriyor. İsrail de aynı şekilde İran’ı tehdit olarak anlatıyor. Bu karşılıklı nefretin artık alışıldık bir hâl alması ise en tehlikelisi. Çünkü bir gün gerçekten büyük bir çatışma çıkarsa, kimse “şok” olmayacak.
Çünkü zaten hep gerilimliydiler denilecek.
Oysa her yeni bomba, yeni hayatları yok ediyor.

Üstelik bu gerilim sadece iki ülkeyle sınırlı kalmıyor. Suriye, Lübnan, Gazze gibi bölgelerde de insanlar bu savaşın uzantısı olarak acı çekiyor. Herkesin politikası başka, ama acıyı yaşayan hep aynı halklar.

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle…
Füzelerin gölgesinde yaşamayan bir dünya umuduyla.

Bahattin Baştan  Anma Programı  Previous post TRABZON’DA ŞEHİT UZM. ÇVŞ. BAHATTİN BAŞTAN İÇİN ANMA PROGRAMI DÜZENLENECEK
Zafer Partisi Giresun Next post GİRESUN ZAFER GENÇLİĞİ, ÜMİT ÖZDAĞ’IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ COŞKUYLA KUTLADI